Yeni yılı kutlamak ve çam ağacı süslemek!

 

 

 

 

Yılmaz Ergüvenç/hport.com.tr

 

 

 

Yeni yılı kutlamak ve çam ağacı süslemek Hıristiyanlara ait bir ritüel midir? Ben tarihçesini yazayım, kararı siz verin.

 

 

Evvelâ Avrupa’nın Ortaçağ karanlığındaki günlerine gidelim ve Floransalı Galileo’nun(1564-1642) başına gelenleri anımsayalım. Bağnaz Kilise, dünyayı evrenin merkezinde kabul ediyor, güneşin, sabit duran dünyanın etrafında döndüğüne inanıyor, bunun aksi düşünceleri dinden sapmış olarak kabul ediyordu. Dünyanın kendi ekseni etrafında ve güneşin çevresinde döndüğünü yazan Galileo yargılandı, dine karşı gelmekle suçlandı, Hıristiyanlıktan aforoz edildi ve de idama mahkûm oldu. İdamdan ancak İncil’de yazılanların doğruluğunu kabul ederek kurtulduysa da bilimsel doğrulardan vazgeçmediğine inanılır.

 

 

Aradan geçen 4 yüzyıldan sonra bilimsel gerçekleri kabul eden Vatikan, ‘’Galileo tanrının eserlerini ve doğanın yasalarını bize öğretti’’ teviliyle ondan özür dilemiş oldu. Vatikan, Ortaçağın skolastik düşünce sistemini çağdaş bilim sistemine dönüştürebilmişti.

 

 

Ortaçağın bu ilkel inançlarından çok evvel Antik Mısır uygarlığı güneş sistemini esas alarak bir yılın 365 gün olduğunu biliyordu.

 

 

İskenderiyeli astronom Sosigenes’in güneş sistemini esas alarak oluşturduğu takvim, İsa’dan 45 yıl önce Jül Sezar tarafından kabul edildi ve Jülyen takvimi adını aldı. Bu takvimde yeni yılın başlangıcı 31 Aralık-1 Ocak gecesi olarak belirlendi. Görüyorsunuz; henüz ortalıkta Hıristiyanlık falan yok.

 

 

Bugün Batı dünyasının ve bizim de kullandığımız, matematik esaslara dayanan Gregoryen takvim, yeni yılı 25 Mart günü başlatmıştı. 1752 yılında İngiliz Parlamentosu yeni yılı Jülyen takvimi’nde olduğu gibi 1 Ocak tarihinde başlattı. Diğer ülkeler de zaman içinde bu kabule uydular.

 

 

Demek ki bizim din tüccarlarının yılbaşı kutlamalarını Hıristiyanlıkla bağdaştırmaları safsatadan başka bir şey değilmiş.     

 

 

Şimdi Noel gününü inceleyelim. Bir kere Noel, yılbaşında kutlanmaz. Hıristiyanlar Hz. İsa’nın doğum gününü 24 Aralık olarak kabul ederler; 24-25 Aralık gecesini, Noel’i bu amaçla kutlarlar. Jülyen takvimini kullanmaya devam eden Ortodoks Hıristiyanlarda Noel, 6-7 Ocak gecesi kutlanır.

 

 

Hiçbir Müslüman ne 24-25 Aralık, ne de 6-7 Ocak gecelerini kutlamaz. Ne var ki softa bozuntuları 24-25 Aralık veya 6-7 Ocak Noel geceleri ile 31 Aralık-1 Ocak yılbaşı gecesini aynı kefeye koyarlar. Belki de bilseler bile doğruları halka açıklamak işlerine gelmez.

 

 

Gelelim Noel Çamı’na. Birçoğumuz evlerinde, mağazalarında veya vitrinlerinde, belediyeler kent meydanlarında çam ağacı süslerler. Şimdi bu çamı süsleyenler dinlerinden çıkmış mı oluyorlar? Ne münasebet.

 

 

Süslenmiş çam ağacı, Hıristiyan dünyasında Noel Çamı olarak nitelense de bu âdetin taa fi tarihinden bu yana pagan geleneklerinden zamanımıza kadar gelen bir ritüel olduğu bilinmelidir. Çam, yapraklarını dökmeyen, yaz-kış yeşil kalabilen bir ağaçtır. Bu nedenle devamlılığın, ölümsüzlüğün simgesidir. Çam ağacına kutsallık atfedilmesi işte bu nedene dayanır. Çam ağacına asılan renkli toplar, Cennet bahçesindeki ağaçta bulunan elmaları simgeler. Hani şu Âdem ve Havva’nın şeytana uyup yedikleri elmayı.  

 

 

Musevilersüsledikleri ağaca asılı elma toplarının yanına bereket simgesi olarak hamursuz parçacıklarını da asarlardı.

 

 

 Hıristiyanlar, kiliselerde mumlarla Noel piramidi kurarlardı. Bu piramitte çam ağacı yoktu. Yine de çamların mumlarla süslenmesi bu ritüelden alınmış olabilir. Şimdi çeşitli şekillerde, rengârenk elektrikli süsleme elemanları mumların yerini almış bulunuyor.

 

 

Sonuçta, çam ağacı süslemek, Hıristiyanlık literatüründe yer alan bir ritüel değildi. Peki, Avrupa’da ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştır? Şöyle:

 

 

Süslenmiş çam ağacı, 16’ncı yüzyılda Almanya’da, daha sonra Avusturya, İsveç, Polonya, Hollanda’da, 17’nci yüzyıldan sonra İngiltere’de, 19’uncu yüzyıldan sonra Amerika’da, 20’nci yüzyıldan sonra Japonya, Çin, Türkiye ve diğer Doğu ülkelerinde yaygınlaştı.

 

 

Hıristiyanlık ritüeline sonradan monte edilmiş bu âdet, zamanla diğer dinlere mensup toplumlarca da Noel Çamı değil Yılbaşı Çamı olarak benimsenmiştir. Bizler de yılbaşlarında çam ağacı süslemeyi yaşama renk katan bir güzellik, bir fenomen olarak görmeliyiz.

 

 

Hal böyle iken ‘’Yeni yılı kutlamak ve çam süslemek Müslümanlığa sığmaz’’ vaveylasıyla işin aslını incelemeden, tarihçesini dikkate almadan reddetmek, ancak bilimsel metotla çalışma alışkanlığı edinememiş, ezberciliğe ve kabulcülüğe yatkın toplumumuza ve geri kalmış diğer ülkelere özgü bir söylem olsa gerek.

 

 

İtiraf edeyim ki 21’inci yüzyıl Türkiye’sinde, hâlâ daha bu ve bu gibi gerçekleri tekrarlamak durumunda kalmamız çok ağırıma gidiyor.

 

 

 

 

YILMAZ ERGÜVENÇ

Caddebostan, 30 Aralık 2016

 

 

 

yerguvenc@gmail.com             

 

 

 

       

 

Yayın Tarihi: 2016-12-29 20:28:18