HAZIMSIZLIK MODASI!

 

 

Özge Doğar/hport.com.tr

 

 

Bulaşıcı bir hastalık neredeyse herkesin kanına girdi girecek… Bu hastalığa girenler depresif haller eşiğinde kendileriyle çırpınıyor. Ben duygusu, benim olsun hırsıyla bedenleşiyor. Onun olmayınca başlayan gerginlik başkalarını kıskanmayla kendisi ve çevresindekilerle savaşa dönüşüyor. İnsan, kendini ezik hissediyor böylece; atıl, boş verilmiş kimse tarafından beğenilmeyen çünkü gözü hep kendinde olmayanda. Bu iç eziklik kendisinde kalmıyor tabi; ailesine sıçrıyor kendini sevmeme duygusu kendini aşırı göstermeyle süslenmiş pasta kıvamını alıyor. İğreti duruyor kendini başka şekle sokma çabası. Başlıyor bir kısır döngü derin uyku halleri, prozaclı beyin frekansı… Kendine söylenen hep aynı söz kadersizlik, şansızlık yahut en kolayı kendinden daha ezik gördüğü en yakınına saldırıp senin yüzündenle başlayan kapalı savaş sesleri. Oysa mevzu basit hazımsızlık…

 

Hazmedememe; Kendisini, ailesini, işini, gençliğini-yaşlılığını hatta bilgi düzeyini hazmedememe… Gerçekleştiremediği ama başkasında ya da başkalarında olan her şeyle kıskançlık hali… Evet tamda bu aslında kıskançlık, başka ne olabilir ki? Hazımsızlık bir defa insana bulaşmışsa kendini her alanda gösterir.  Zehir gibi damla damla büyür insanda, hazımsızlık zehiri ne kadar fazlalaşmışsa yalnızlaşma da o oranda artar.

 

Hazımsızlık birden bire ortaya çıkmadı elbette, kendine modern diyen tüketim çılgını bir düzen, özendirilen moda haline getirilen yaşantılar, kendini ‘kendinde olmayan bir kalıba sokmaya çalışan’ insan topluluğuyla buluştu. Bu buluşma birden bire olmadı. Bazen Teknolojiyle, bazen sanatla, bazen sosyal yaşamın bütünlüğüyle yayıldı.

 

İşin kötüsü öyle bir yayıldı ki; kanlar döküldü, canlar yandı. Hazımsızlık başka başka olgularla kapatılmak istendi. Din gibi, felsefe gibi... Konumunu, durumunu, kendini beğenmeyen insan kendi benliğindeki ezikliği; ezerek, öldürerek, bağırarak, kendini başka biçimlerde güçlü göstererek yüceltmeye çalıştı. Başkaları mutlu diye, mutluluğu günahla eş tuttu. Sonra bunu ideolojik zemine oturttu aldı eline silahı eğlenen insanları öldürdü. Öldürmek günah değil miydi ki?

 

Hazımsızlık, bireysellikten çıktı artık kan döküyor… Hazmedin kendiniz ve çevreniz için başka insanların varlığına, kendinizi kendi kalıbınız dışına başka kalıplara sokmaya çalışmaktan vazgeçin. Kendiniz olun. Bireysel hazımsızlığınız, toplumsal hazımsızlığınızla anılıyor ve görün artık kanlar dökülüyor. Düzeltilebilecek ruh durumunuz kinle öfkeyle anılıyor toplumsal şiddete neden oluyor. Çünkü hazımsızlık bir moda ve siz bu modayı bazen depresif hallerle, bazen öfkeyle, bazen şiddetle bazen kanla besliyorsunuz. Dur deyin! Hazımsızlığınız kan döküyor…

 

 

Özge Doğar

17.01.17

Yayın Tarihi: 2017-01-20 21:17:40