Hürriyet Turnalı 10 parmağında 10 marifet Tatlı çılgın kadın!

 
 
 
 
 
 
Hürriyet Turnalı adı çok anlamlı çok güzel kendi de çok sıcak, samimi , enerjik ve renkli kişiliği ile birçok konuya el atmış, hepsini de başarıyla sürdürüyor. Yazar, kitapları çok ilgi çeken konular ve bomba bir hikaye daha geliyor yaz aylarında ayrıca tv programcısı, sunucusu, belgesel bile çekmiş ve yemek programı yapmayı da düşünüyor, imaj maker, internet gazetesini yönetiyor, sempatik neşeli çılgın tatlı bir kadın. Çok köklü bir aileden gelmiş, tasavvufun içinde yoğrulmuş ve bu her haline yansımış, hayatı yaşamış çözmüş bir insan, sohbete doyamadık buyrun siz de katılın sıcacık söyleşimiz...
 
 
Hürriyet Turnalı 10 parmağında 10 marifet Tatlı çılgın kadın
 
 
Hürriyet Hanım merhaba sizi tanıyabilir miyiz?
 
Sizlere de merhaba. 1960 senesinde Ankara doğumluyum. Eski İstanbullu bir ailenin kızıyım. Mevlevi Zekai Dede Efendinin torunlarından biriyim. 200- 300 yıllık bir soyacağımız vardır. Mevlevi kökenli bir aileyiz biz. Tasavvuf felsefesinin içinde büyüdüm. Mevlevi kökenli olmaktan dolayı böyle yetiştirildim. Çok güzel bir aileye konuk olduğumu düşünüyorum, bu dünyaya gelişte. Çünkü nefis bir annem ve nefis bir babam vardı. Çok eğitimli, çok bilinçli insanlardı. Farklılardı ve o farklılıklarının farkında değillerdi. Ya da farkında olduklarının ben farkında değildim. Güzel yetiştirildim. Çocukluğumdan beri farklı meraklarım oldu. Mesela, çocukluğum boyunca ölümün ne olduğunu çok merak etmişimdir. İnanılmaz resimler yapmışımdır. Okulda arkadaşlarım derste yazı yazarken, ben okuma yazmayı biliyordum tahtaya yazı yazmak için çağrıldığımda ben tahtaya deniz kızı çiziyordum. Öğretmenimiz matematik dersi öğretirdi. Sorduğu soruların yanıtlarını bilirdim, çözümlemesini yapabiliyorum ama o matematiği yazdırırken ben roman yazıyordum. 
 
“İlk romanımı 9 yaşında yazdım”
 
9 yaşındaki bir çocuk için o kadar büyük bir şeydi ki, şimdiler de ergen yaş sınırlamasında olan çocuklar için o zamanki kitabımı yayınlamayı düşünüyorum.
 
Çocuklarınızdan bahseder misiniz?
 
Bir kız, bir oğlan olmak üzere iki çocuğum var. Bir kız bir oğlan olmak üzere de iki torunum var. Çocuklarımla aramda yaş farkım çok az. Oğlum, oyuncu ve opera solistiydi. Daha sonra oyunculuğu seçti. Şimdilerde tiyatro oyuncusu ve opera solisti olarak meslek yaşamına devam ediyor. Aynı zamanda ders veriyor. Çok iyi piyano çalar ve çok güzel sesi vardır. Kızım ise iki ayrı üniversitede eğitim kariyeri yaptı. Hem fabrika hem işletme müdürüydü kimya sektöründe. Ardından evlenip çocuğuna bakmayı tercih etti. Aslında anne olma konusunda benim kadar erken davransaydı, Şu anda torunumun çocuğunu sevme şansım olabilirdi. 
 
"Kızım şuan 35 yaşında ikinci çocuğunu dünyaya getirmeye hazırlanıyor. Ben 16 yaşında çocuk doğurdum. Kızımın 16 yaşında çocuğu olsaydı, torunum olduğunda ben 33 yaşında olacaktım. Torunum 16 yaşında evlenseydi torunumun çocuğu, torunumun torununa doğru gidiyorduk..."
 
Bu dünya da yaşamakta kısmetin ötesinde nerede, ne zaman karşımıza ne çıkacağını bilemiyoruz. İnşallah sağlıklı bireyler olarak ayakta yaşayıp ayakta ölmek hepimize nasip olsun. Çok fazla dünya da kalmaya da inanmıyorum aslında. Ve çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Fakat biliyoruz ki, İnsanlar vadesi kadar dünya da kalmak zorundalar. Durdurun dünyayı inecek var diyemiyorsunuz. Herkesin bir görevi var ve herkes o görevini tamamlamak için geliyor diye düşünüyorum. 
 
Çocukluğumdan beri hep sanatçıydım. Benim dönemlerimde 7- 8 yaşında okula alınıyorduk. Ben 5- 6 yaşındayken okula gidiyordum. 2x2'nin 4 ettiğini öğrendiğimiz zamanlarda ben çarpım tablosunu bildiğim için o ara da deniz kızı yapıp kendime eğlence yaratıyordum. Bütün arkadaşlarıma da kağıtlardan objeler yapardım. Hiç unutmam sevmediğim bir arkadaşım vardı sınıfta onu hiç sevmediğim için ona yaptıklarımı vermiyordum. O da sürekli ağlardı. Babası Meclis Başkanıydı ona şikayet ederdi. Küçüklük işte...
 
 
  
 
 
 
 
IMG-20160512-WA0006.jpg görüntüleniyor
Yayın Tarihi: 2016-05-13 12:09:00