İstanbul Şehir Tiyatrosunun önemli aktörü Erhan Abir’i kaybettik!

 

 

 

Yılmaz Ergüvenç/hport.com.tr

 

 

 

Konuya girmeden evvel gazetelerde okuduğum, 8, 10, 15 senedir sahnelerde rol almayan bazı Devlet Tiyatrosu sanatçılarına değineceğim. Bu sanatçılar, aydan aya bankalara yatan maaşlarını hiç fütur getirmeden ve vicdanları sızlamadan alıyor, bazıları da hiç ortalıkta gözükmüyormuş. Oyunculara senede iki kez verilen teşvik primleri bu defa bu gibilerin hesaplarına yatmayınca kızılca kıyamet kopmuş. Yavuz hırsız ev sahibini bastırmaya kalkmış. Burada suçlu aramak bize düşmese de insan, kim suçlu diye merak etmekten de kendini alamıyor.Yöneticileri sık sık değiştirilen, oyuncular arasında politik ayrım yapılan yerde küskünler de olur, kaytarıcılar da.Tabii ki kaytarıcılara hak vermek mümkün değil. Belki de ihtiyaç fazlası kadro, bütün devlet dairelerinde olduğu gibi burada da söz konusudur.

 

***

 

Sanatları kendilerinden menkul, küçük dağları ben yarattım havası basan bu gibi sözde oyucular, hiçbir zaman hakiki sanatçılarla kıyas edilemez. İşte İstanbul Şehir Tiyatrolarının as oyuncularından merhum Erhan Abir, gerek sanatı, gerek tevazuu, gerekse kibarlığı ile bu gibilerle kıyas edilemeyecek bir sanatçıydı.

 

***

 

İBB Şehir Tiyatrolarının 54 yıllık emekçisi, yeğenim, değerli sanatçı Erhan Abir’i 4 Nisan Pazartesi günü kaybettik. Gençlik yıllarından bu yana,son ana kadar kendini sanatına vakfetmiş, son yılda sağlığı bozulmasına rağmen ısrarla Vişne Bahçesi’ndeki rolüne devam etmiş bir sanatçıydı.

 

Erhan Abir (Abur), babasının subaylık görevini yaptığı Aydın’da, 1945 yılında doğdu. Oyunculuğu daha 5-6 yaşlarındayken başladı. Hayalinde oluşturduğu tipleri konuşturur, elindeki sanal telefondan duyduğu bir ölüm haberi ile sarsılır, ‘’evet, evet, ayy, ne diyorsun?’’ diye haykırırdı.Yine babasının çalıştığı Karabük’te, ortaokul ve lise sıralarında bazı sıkıntılar yaşayınca babası merhum eniştem Memduh Bey, onu sanat okuluna verdi. Güya elektrik teknisyeni olacaktı. Bu, Erhan’ın tabiatına tamamıyla zıt bir eğitimdi. Kaçtı, İstanbul’a geldi, bizde kaldı. Baba tarafından akrabası ve bizim de akraba kadar yakınımız olan büyük sanatçı Nedret Güvenç’in tavsiyesiyle İstanbul Şehir Tiyatrosuna alındı. Ama nasıl? Oyunlarda sahne düzenlemesi yapıyor ve para almıyordu. Abisi, Teknik Üniversite öğrencisi Gökhan Abur, kardeşine hep arka çıktı ve destek oldu.

 

İşçi statüsünde çalıştığı ve figüranlık yaptığı 1962 yılında ‘Çalıkuşu’ndaki rolüyle Muhsin Ertuğrul’un dikkatini çekti.1974 yılında sanatçı kadrosuna alındı. Yavaş yavaş önemli rolleri üstlenmeye başladı. 80’li yıllarda artık başroldeydi. ‘VIII. Henry’ oyununda Kral Henry idi. 81-83 yıllarında Tiyatro Yönetim Kurulu ve 84-86 yıllarında Disiplin Kurulu üyesiydi. 2007 Sadri Alışık Tiyatro ödülünde ‘Ölümsüz Öykü’deki rolüyle en başarılı erkek oyuncu ödülünü aldı. 15. Afife Jale Tiyatro ödülünde ‘Çığ’ oyunu ile öne çıktı. 2011’den bu yana ‘Vişne Bahçesi’nde oynadı. Ne var ki bu oyun, onun son oyunuydu.

 

54 yıllık sanat geçmişinde işine aşkla bağlıydı ve hep sahnedeydi. Canlandırdığı oyunların listesine internetten ulaşabilirsiniz. Burada sadece başlıca eserlerden bir genelleme yapacağım.

 

William Shakespeare’den ‘III. Richard’, ‘Romeo ve Jüliet’, ‘Makbeth’, ‘Othello’; Sophokles’denOidipusKolonos’ta’; Tolstoy’dan ‘Savaş ve Barış’; Dürenmatt’dan ‘Büyük Romülüs’; Anton Çehov’dan ‘Herkes Aynı Bahçede’; İbsen’den ‘Nora’; HeinrichBöll’den ‘KatherinaBlum’un Çiğnenen Onuru’; Arthur Miller’den ‘Hepsi Oğlumdu’; FedericoGarciaLorca’dan ‘Kanlı Düğün’; RicharDresser’den ‘Belden Aşağı Vurmak’; Karen Blixen’den ‘Ölümsüz Öykü’; NeilSimon’dan ‘Dosya’, ‘İlk Gençliğim’ …

 

Ve telif eserlerden Tuncer Cücenoğlu’ndan ‘Çığ’; Turan Oflazoğlu’ndan ‘III. Selim’; Orhan Asena’dan ‘Alemdar’; Ragıp Yavuz’dan ‘Mecbur Adam’; Turgay Nar’dan ‘Divane Ağaç’ …

 

***

 

6 Nisan 2016 Çarşamba günü saat 10:30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda, Erhan’ın naaşı önünde bir tören düzenlendi. Salon sanatçılar, kültür insanları ve sevenleri ile doldu, taştı.

 

Bu satırların yazıldığı saatte henüz defnedilmemişti. Bugün ikindi vaktinde (16:51), Mimar Kemalettin eseri Bostancı Kuloğlu Camiinde kılınacak namazı müteakip Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığında defnedilecektir.

 

Tanrı rahmetini esirgemesin; ışıklar içinde yatsın…

 

 

 

YILMAZ ERGÜVENÇ

Caddebostan, 06 Nisan 2016

 

 

yerguvenc@gmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 2016-04-08 14:52:23