Yılbaşını tartışırken yeni yıla katliamla girdik!

 

 

Erdem Yücel/hport.com.tr

 

 

Umduğumuzu bulamadığımız 2016’dan sonra 2017’deneler göreceğiz, neleri yaşayacağız veya teröre kurban gitmeden yaşamda kalacak mıyız diye düşünürken kanlı bir katliamla karşılaştık. Anlaşılan insanlıktan yoksun, acımasız terör vahşetini sürdürüyor…

 

Yeni yılın ilk saatlerinde terör saldırısının üzüntüsünü tüm millet yaşıyor… 

 

İstanbul’un ünlü gece kulüplerinden Ortaköy’dekiReina’daki kanlı saldırı bir anda genç insanların yaşamlarını, umutlarını bir anda söndürdü. Söylemek insanın içinden gelmiyor ama acaba bu vahşi olay yeni yılda başka terör saldırılarının sinyalini mi veriyor?

 

Teröristin dini imanı, vicdanı olamaz; insan olmayan bu yaratığın ve onu ileri süren bu caninin arkasında kimler var;  işte bütün mesele o noktada düğümleniyor. Ne derece doğrudur bilemeyiz ama önce Reuter ajansı IŞİD’ın işi olduğunu söyledi ve bu haberin doğru olduğu anlaşıldı.

 

Bizde meşhur bir söz vardır; yılanın başı küçükken ezilir diye… IŞİD canavarı ortaya çıkıp, hâkim olduğu yerlerde kendilerine uygun bir yaşam tarzı getirirlerken memleketimizde bunun önlemi alınmalıydı.  O günlerde bazı yayın organlarında IŞİD’lıların Beykoz’da toplu namaz kılarken resimleri yayınlanmıştı…

 

Üzerine gidilmeyince can almaktan zevk alan o canavar büyüdü ve bugünlere gelindi…

 

Reina baskınını yapan, gözü dönmüş veya insanlığını, ruhunu satmış o canavarın sıradan bir kişi olmadığı açıktır. Yabancı filmlerde gördüğümüz çok iyi yetiştirilmiş, profesyonel katil olduğu açıktır. Fotoğraflarından çekik gözlü yaratık bu satırların yazıldığı sırada her yerde aranıyor.  Reina baskınında güvenlik zaafı vardı yoktu tartışmaları yapılıyor. Yirmi milyonu aşkın bir nüfusu olan ve geniş bir alana yayılan İstanbul’da güvenliği sağlamak sanıldığı kadar kolayda değildir. Bu durum şehrin böylesine nüfus patlaması olmadan önce düşünülmeliydi.

 

Bu katliamdan sonra herkes konuşuyor, hemen hemen aynı, hepsi birbirinin eşi; kınıyoruz, lanetliyoruz, kirli oyunlara geçit vermeyiz, terör bizi yok edemez gibisinden laflar ediyor…

 

Beyinleri yıkanmış bazı zavallılarda katliam sonrası sosyal medyada oh olsun, içip içip azdılar, müstahak gibisinden nefret içeren mesajları atmış olmaları da gerçekten üzücü… En azından onlarda bu katliamı yapan ve o piyonu gönderenler kadar cani, sadist ruhlu olmalılar. İnsanın, insanlığın ne olduğunu bilemeyecek kadar zavallılar… Türkiye Barolar Birliği terörü öven bu mesajlar için suç duyurusundan bulundu, kuşkusuz savcılarda insanları bölmek isteyenlere karşı harekete geçecektir.

 

Bazı gerici basın organlarının Yılbaşı, içki, kumar ve fuhuş gecesidir, Milli Piyango kumardır. Yılbaşını kutlayan dinden çıkar gibisinden Müslümanlıkla ilgisi olmayan yazılarının da üzerinde durulmalıdır.

 

Yıllar yılı her yeni yıla hoş geldin diyerek umutla bakmış, sonra hüsran üzerine hüsrana uğramıştık… Koca koca yılların boşa harcandığını hep birlikte yaşadık.

 

Yeni yıl bizlere mutluluk getirecek mi; onu da bilmek çok güç…

 

İstanbul başta olmak üzere bazı şehirlerdeki saatler süren elektrik kesintileri, istermişsiniz karanlık bir yıla işaret etsin…

 

Gelen yıl giden yılı mumla aratsın…

 

Ortada olan bir gerçek var; Dünyada yaşanan tüm krizlerden nedense hep biz etkileniyoruz.

 

Her yılın başında olduğu gibi bazıları ortaya çıkıyor; yılbaşı Hristiyanlara mahsus, Müslümanlar kutlamaz diye fetvalar (!) ortaya atıyorlar…

 

Müslümanlığı anlamayanları aydınlatma görevi olan Diyanet İşleri Başkanlığı cuma hutbesinde yeni yıl kutlamalarına gayrimeşru tutum ve davranıştır, piyango için de heba edilen zaman demiş!...

 

Ne denir; böyle başa böyle tıraş…

 

Hıristiyanlar 25 Aralığı Hz. İsa’nın yeryüzüne inişi olarak yorumlar, 31 Aralık ise insanlar yeni bir yılın başlangıcı olarak kutlar. İkisi de birbirinden farklıdır ama bağnaz düşünce onları birbirlerine karıştırır.  Oysa yeni yılın başlangıcının din ile ilgisi yoktur.  Yeni yılın başlangıcı tüm dünya insanlarının ortaklaşa kutladıkları bir gecedir.

 

Bazı bağnazlar yılbaşında içki içiliyor, dinimiz buna izin vermez, günahtır diye feryat figan ederler! Oysa içkiyi sevenler yılbaşı gecesi dışında da içerler...  Bağnaz düşünce yılbaşına karşı çıkar, Noel Baba’nın yeni yılın simgesi olduğunu düşünemez… Noel Baba neden kapıdan değil de bacadan girdiğini tartışır, sokakta Noel Baba kılığına girmiş piyango bileti satmaya çalışanları dövmeye kalkışır, başına silah dayar… Onlara Anadolu’nun batısında Myra’da (Demre) yaşamış SantaClaus’dan, Aziz Nicholas’dan söz etmeye kalksanız anlamazlar, o da ne küfür mü diye sorarlar!..

 

Bazı cahil guruplar kafalarının bir türlü alamadığı yılbaşının aleyhinde pankartlar asmışlar. Bunların birinde bazı fesli bir adam Noel Baba’yı yumrukluyor. Altına da; “Biz Müslümanız Yılbaşı ve Noel kutlamalarına Hayır (İkitelli Noel Kutlama).  Müslüman Noel kutlama Mekke’nin fethinde buluşalım.”

 

Sakallı takkeli bazı cahil cühelada Yılbaşı kutlamayın diye bildiriler dağıtmışlar. Onlara da engel olunmamış..

 

Yılbaşı öncesi bazı okullara cep telefonu ile mesajlar gönderilmiş yılbaşı eğlenceleri yapılmaması için tedbir alınması istenmiş. Muğla’nın Marmaris ilçesindeki ilçe Milli eğitim müdürü de resmi bir yazı bile yazmış:

 

“Müdürlüğümüze şifahi olarak bildirilen şikâyetlerden anlaşıldığı üzere; mevzuat dışı, ders ve sosyal etkinliklerle alakası olmayan, değer yargılarımızdan uzak, bazı şikâyetler gelmektedir. Dönem ve yıl sonu olması nedeniyle dersleri engelleyecek, öğrencileri farklı alışkanlıklara ve olumsuz davranışlara sevk edebilecek ya da özendirebilecek, eğlence, şans oyunu, çekişi ve yılbaşı adı altında öğrencileri ekonomik durumlarına göre farklı algılara sokabilecek (yılbaşı hediyeleşmesi, çam süslemesi, noel baba figürü vb) milli ve manevi değerlerimizden uzak etkinliklerin yapılmaması ve bir aksaklığa mahal verilmemesi hususunda;

Bilgilerinizi ve gereğini önemle rica ederim.”

 

Bu da çocuklara uygar eğitim verecek öğretmen kökenli bir ilçe eğitim müdürü!

 

Acaba böyle başa böyle tıraş desek; ayıp olur mu?

 

Nedense bazı dangalaklar yapamadıkları, yaşamadıkları her şeyden nefret ederler.  Sanat, sevgi, kültür, bilim, eğlence gibi uygar yaşam onların yanlarından bile geçmemiş. Bu arada katliamlara, tecavüzlere, küçük çocukları taciz edilmesine nedense tepki göstermiyorlar. Çoğunun varsa beyninde cinsel açlık yatıyor..

 

Yüzyıllar öncesi Goethe bakın ne kadar güzel söylemiş:

 

“İyiliğe zaman ayır, çünkü insan olmanın sırrı budur.”

 

Geçtiğimiz yıla bakıyorum; ne umutlarla girmiştik ve neler yaşamış, neler görmüştük… Bir baktık ki; 2017’nın ilk saatleri kanlı ve vahşet içerdi…

 

2017 inşallah geçtiğimiz yıldan farklı olur…

 

2016’da her gün gelen şehit haberlerinden; gözleri yaşlı, gariban insanları gördükçe bizler buna layık mıyız diye düşünmüştüm…

 

Siyasetçilerimiz meclis komisyonlarında kavga dövüş ederek yeni bir anayasanın peşinde uğraş vermişlerdi.

 

Yeni bir anayasa ola ki kabul edilmiş olsa 2017’de Türkiye ileriye mi yoksa geriye mi gidecek?

 

Türkiye tek kişinin yönetimine mi girecek?

 

Bunu topluma iyi ve kötü yanlarıyla anlatan da yok…

 

Aydın insanların ortak dilekleri; yeni yılda kimsenin aç ve açıkta kalmaması, umutsuzluğun yerini umudun alması, insanların barış ve güvenlik içerisinde yaşaması, emperyalizmin kucağına düşülmemesi, işsizliğe çözüm bulunması, geçim sıkıntılarının ortadan kaldırılması,  bağımsızlığın sembolü Atatürk ve arkadaşlarına çirkin saldırıların yapılmamasıdır. Hepsinden ayrı birlik ve beraberlik içerisinde Cumhuriyetin kuruluş felsefesine sıkı sıkıya sarılmış olmalıyız.

 

 

 

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi: 2017-01-03 10:57:08