KNIDOS‘ DA ÇOK ÖNEMLİ  BİR  ANTİK YAPI  KALINTISI : DEMETER   KUTSAL  ALANI

 

 

A.Bilgin Turnalı/hport.com.tr

 

 

1857-59 yılları arasında Padişah’ın izni ve yerel feodal Bey Mehmed Ali Ağa’nın yaltaklanmaları sayesinde, eşsiz Knidos kentini, Troya’ yı bir kasap gibi kazan Schliemann’a bir nazîre yaparak delik deşik eden Sir Charles Newton’ un yağmaladığı yerler arasında başlıktaki Kutsal Alan da bulunmaktadır.

 

Hasat, hububat ve bereket tanrıçası  Demeter’ in, genel kurallara uygun bir biçimde kentin ana eksenleri dışında, Knidos akropolünün altındaki bir kaya terasının üzerinde bulunan kutsal alanı, Knidos’un doğu-batı yönündeki ana caddesinin (Decumanus Maximus) de bir hayli kuzeydoğusunda, kentin oldukça geniş nekropolünün batı sınırlarını belirliyen sur duvarları kalıntısının hemen yakınındadır. Bu noktadan biraz kuzeybatıya hareketle oldukça zahmetli bir yürüyüş sonrası, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Kahire’deki Gavhara (=Gevher, Mücevher) Sarayı’na gönderilen bloklar yüzünden maalesef sadece batı duvarı kalmış bulunan Büyük Tiyatro’ya  ve oradan da doğruca batı yönüne hareket edilerek ünlü Yuvarlak Tapınağa varılabilinir.

 

1990’ lı yılların başlarında, ticarî limana oldukça yakın, katlı Hellenistik Villa’nın yanındaki dik merdivenlerden eşim Esin’le birlikte çok yorucu bir tırmanışla D.Maximus’a varmış ve oradan da daha beter bir yoldan kuzeydoğuya yönelerek kutsal alana erişmiştik.Esin verdiğimiz kısa bir mola sırasında “İyi ki seninle evlenmişim; ya bir de Nasuh Mahrukî ile evlenseydim?”  diyerek beni güldürmüştü.

 

Demeter (Latince Ceres) Kutsal Alanındaki, üzerinde oyularak nişler meydana getirilmiş kaya duvarı, öyle anlaşılıyor ki  tektonik bir olay sonucunda oluşmuştur. Bu nişler olasılıkla Demeter kültünün bazı simgelerini  taşıyordu. Esas kutsal alan bu kesme kaya duvarının altında bulunan 75x40 m. boyutlarındaki geniş terasta idi. Bu teras üç tarafta çokgen tekniğindeki temenos duvarları ile çevrelenmiştir. Hemen hemen alanın ortasında bulunan tapınak benzeri (?) bir yapı ile bunun doğusunda birçok küçük odacık barındıran uzunca diğer bir yapıdan pek bir iz kalmış değildir. Bu sayılan yerlerde kandiller, pişmiş toprak küçük figürinler, irili ufaklı mermer heykeller, heykel kaideleri ve birçok kitabeler (=yazıtlar) ele geçmiştir. Bunların buralarda depolanan adak hediyeleri oldukları sanılmaktadır. Yine aynı bölümde kurban ve/veya kurban kanı çukuru olması muhtemel bir “Bothros” da bulunmuştur. Demeter kültünün önemli ögeleri arasında bulunan domuz yavrusu yontuları “Piglet’ler” de bu çukurun içerisinde idi. Bahse konu törenler sırasında,daha önce bu tip çukurlara atılarak öldürülmüş bulunan domuzcuklar da yakılıyordu. Zaten en alt tabakalarda hem domuz ve hem de kanatlı hayvan kemikleri bulunmuştur. Bu kadavralar derin çukurlardan alındıktan sonra öbür kurbanlarla birlikte yakılıyor ve ekim zamanı gübre yerine toprağa karıştırılıyordu.

 

Bu alandaki önemli bir şenlik olan Thesmophoria festivali, Ekim ayında düzenlenen, ürün bolluğu için bir tür şükran kutlaması olarak sadece evli kadınlara özgü üç günlük bir etkinlik idi. Gübrelemeyi izleyen iki günde çayırlara uzanan kadınlar bir tür oruç tutarak kaba saba şakalarla deşarj olurlardı.

 

Kutsal alanda bulunmuş kurşun levhacıklardaki el yazılı metinler çok ilgi çekicidir. Bunlarda iftiraya uğrayan kadınların savunmalarına ve hattâ beddualarına rastlanmıştır.

 

Yukarıda sözü geçen ve doğuya yönelen odacıkların en büyüğünde rastlanan normal insan ölçülerinin üzerindeki, oturan giyimli  bir kadın heykeli çok değerli bir buluntu idi. Heykelin arka yüzü düz bir biçimde işlendiğinden, bunun eskiden düz kaya oluşumunun üzerindeki nişlerden birinin içerisine yerleştirilmiş olabileceği ve bu kadının Tanrıça Demeter’i temsil ettiği düşünülmüştür. Bundan başka, kaya yamacının yakınında bulunan, normal ölçülerden büyük Demeter râhibesi  Nikokleia heykeli, kaidesi ve adak yazıtı ile birlikte ele geçmişti. Ne kadar yazık ki, bütün bu heykeller, adak stelleri, pigletler, diğer figürinlerle birlikte çok kültürlü padişah hazretlerinin izinleri ile şu anda Londra’da British Museum’un gösterişli salonlarında teşhirde bulunuyorlar.

 

Bilindiği gibi, M.Ö. 4ncü yüzyılda antik Halikarnassos’daki ünlü Mausoleum’un inşası sırasında diğer sanatçılarla birlikte çalışan dört heykeltıraşın isimleri çok iyi bilinmektedir:

Skopas, Bryaxis, Timotheos ve Leochares.

 

İşte bunlardan Leochares’in Knidos’ tan da siparişler aldığı ileri sürülüyor. Değerli hocamız, Ramazan Özgan’ın eşi, Prof Dr. Christine Bruns- Özgan’ın Knidos Gezi Rehberi kitaplarında, Demeter heykelinin işte bu yontucu tarafından yapılmış olabileceği ileri sürülüyor. Özgan hocalarımızı takiben 2013 yılında Knidos’ta kazılara başlayan, aynı üniversiteden dostumuz Doç.Dr.Ertekin Doksanaltı’nın 7-8 Temmuz 2017 Datça-Knidos Arkeoloji Günlerine ilişkin broşüründe,Demeter Râhibesi Nikokleia heykelinin de aynı heykeltıraşın eseri olduğu belirtilmektedir.

 

Ertekin Doksanaltı Hoca, günümüze kadar Dionysos Tapınağı, Küçük Liman Tiyatrosu, Batı Liman Caddesindeki Epimeletes Bulakrates Çeşmesi ve Heroon,  batıdaki D  ve E Kiliseleri ile Liman Şapeli ve özellikle Küçük Tiyatro’nun kuzeyindeki İkiz Tonozlar ve Kutsal Kaynak ile aynı yapının batısındaki Analemna duvarının güçlendirilmesi ve temizleme faaliyeti olarak da Kap Krio(Deveboynu) yarımadasındaki  asil Theopompos ailesinden Lykaethion adındaki kadının mezar yapısı üzerinde çalışagelmiştir.

 

Yukarıda değinilen Doksanaltı Hoca’nın etkinlik broşüründe sözü geçen Demeter Kutsal Alanında henüz yeni bir kazı faaliyeti gerçekleştirilmiş değildir. Knidos’un nekropolü (=mezarlık alanı, Yazıköy’den sonra batıya doğru yaklaşık ~ 7 km.) ile birlikte tam bir hafriyat herhalde 100 yıla yakın bir zaman alacaktır. Bu bir gerçek olmakla birlikte adı geçen hocamızın 2013-2017 yılları arasında gerçekleştirdiği işler her türlü takdirin üstündedir. Kendisinin 2012 yılında Yazıköy’ün batı çıkışındaki bir virajı döner dönmez soldaki zeytinliğin içindeki tholos biçimli büyükçe (yaklaşık 30 m.çaplı) bir mezar anıtını kazdığını da unutmuyoruz. Bu mezar daha önce Knidos yolunu koruyan bir müstahkem mevki olarak nitelendirilirken(olasılıkla Prof.Bilge Umar tarafından?) kör bir dromos (=lahitlere veya ölü yatırılan sedirlere giden antik koridor) ile karşılaştığımda kuşkularım artmış bulunuyordu.

 

7-8 Temmuz 2017 etkinlikleri hakkında yapılan bazı yayınlarda hocamızın Demeter Kutsal Alanında kazılar yaptığı bildiriliyorsa da bu, etkinlik broşüründe bu alanın bir madde olarak belirtilmesinden doğan bir yanlışlıktır. Adı geçen broşüre ekli haritada Demeter arazisi hiç gösterilmediği gibi, bu yazarların orasını ve özelliklerini hiç bilmedikleri anlaşılmaktadır.

 

Dipnotlar:

1-     C.B. Özgan, Knidos – Antik Kent Rehberi, Konya, 2002;

2-     C.B. Özgan, Knidos Gezi Rehberi, Aktüel Ark.y., İstanbul, Haziran 2014;

3-     Ertekin Doksanaltı, 7-8 Temmuz 2017, Datça-Knidos Arkeoloji Günleri Broşürü.

 

 

 

Ahmet Bilgin Turnalı

Datça, 31 Temmuz 2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 2017-08-02 19:54:05